İnsan ilk önce kendinden başlamalı derler. Hayatta başımıza gelen herşeyden önce kendimizi sorumlu tutmalıyız. Kimisi buna kader, kimisi seçim, kimisi ise bilinmeyen der.

İlk içeriğimiz olan kaderle bu konuya başlarsak, kader dinimizden gelen bir olgudur. Açılımını kısaca yazarsak, yaşamımızın bütün denge ve süreçlerinin her birisinin, doğduğumuz andan itibaren, yazılmış olduğu gerçeğidir. İnançlarımız gereği gelen bu olgu, yaşamımızda başımıza gelen iyi,kötü herşeyin bir yaratıcıdan geldiğini bilerek iyiyse şükrederek, kötüyse sabrederek yaşamlarımıza devam ettiğimiz bir olgudur. Çoğu insan inançları doğrultusunda kadere inanır. Özellikle kaderimizin işleyişi iyi olduğu zamanlarda bu durum herkeste inançlarının doğru yolda olduğunu ve mutluluğun hiç bitmeyeceği algısıyla devam etmektedir. Lakin tersi durumlarda bu işleyiş nedense sabrın içimizde ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir. Örnek verecek olursak; Diyelim ki, bir aile babasısınız. Eşiniz ve 2 çocuğunuz var. İşiniz gücünüz herşeyiniz yerli yerinde ve tamamen normal düzenli bir hayat geçirmektesiniz. Bir gün olabilen durumlardan konuşursak ekonomik kriz yüzünden sizi de işten çıkardılar. Ülke buhrana girmiş. İşsizlik yüselmeye başlamış. Kaderiniz iyiyken birden kötüye gitmeye başlamış durumda gözüküyor. Ve sonuçlarını düşünelim. İşinizi kaybettiniz, eşinizle aranızda artık geçim sağlyamadığınız için problemler çıkmakta, çocuklarınız istediklerini elde edemekleri için sizi suçlamaktadır. Bunun sonuçları genelde aile içi şiddet, boşanma ve en kötüsü ölüm yahut intihar ile bitmektedir. Şimdi işler iyi giderken gösterilen kadere şükür, işler kötüye gitmeye başladığını ilk başta ”Bu da geçer” mantığında bir yapıyla sabır teşkil etmektedir. ama zaman geçtikçe iş olanağı hala normalleşmemişse, parasal sıkıntılar başgöstermeye başlamışsa, bu sabır düşüncesi ve bildiğimiz kader kelimesi yerini isyan ve öfkeye bırakmakta bu da, az evvel saydığımız olaylara davetiye çıkarmaktadır. Ama burda unutulan şey, Kaderin iyi yada kötü olacağını bizlerin anlayamamasındandır. Kaderimiz iyi olsa da kötü olsa da isyanın ve asiliğin sonu hiçbir zaman mutlu bitmez. “Peki mutlu bitmeyecekse ne yapılabilir ki?” diye düşünebilirsiniz. Bunun cevabı ise Kadere inanan insanlar için tevekkül edip sabrını göstermektir. Aileyi zorluklarda bile bir arada tutmaktır. Birbirimizi kışkartmak yerine sırtını sıvazlamalalı yalnız olmadığınızı bir aile olduğunuz gerçeğini ve bunun daha evlenirken ne anlama geldiğini bilerek yaşamayı unutmamalıdır insan. Bekarlar biraz beklemeli bu konuda onlara sonra bir açıklama yaparız… 🙂 

Gelelim ikinci içeriğe, seçinlere inancı olan insanlardır. Bu insanlar yaptıkları seçimleri sonuçlarına önceden hazırdırlar. iyi yada kötü başlarına ne gelirse gelsin, bunu kabul edip bilerek ve isteyerek o yolda yürüyenlerdir. Bu kategoride ki insanlar kaderi kendilerinin çizdiğini seçimlerimizin kaderimize dön verdiğini, ve bu seçimlerin bizlere getirisininde iyi yada kötü bilerek farkındalığında olarak, yaptıklarımızdan kaynaklı sonuçlarına boyun eğme aşamasındadır. Örnek verecek olursak. Birinci örneğimiz; diyelim ki kısa yoldan para kazanmak isteyen birisiyiz. bunun çeşitli yollarını az çok birçok insan biliyordur. Kısaca bu işlere kirli işler diyenler çoğunlukta olacaktır. Kirli işlere gitmek ve kısa yoldan zengin olmak, birçok kişi için kendi sectiği bir yolda ilerlemektir. bu yolsa ilerlerken ihtiyacı olduğunu düşündüğü tek şey şanstır. Şans bu işlerde çok büyük bir faktördür. ama herşeyde bilinmesi gereken bir atasözü vardır ki oda “Çekirge bir sıçrar,iki sıçrar, üçüncüsünde yakalanır.” tabi burda 3. üde yakalancak diye birşeyden bahsetmiyorum. zamanla bu şanslıyım olgusu yerini, korkuya kısaca ölüm korkusunu bırakacaktır. Çünkü kısa yoldan zengin olmanın para,mal,kadın bunlara sahip oldukça şansın yerini korkuya, korkuda seni sona hazırlayacaktır. tabi bu seçimi yapanlar genelde sonucunun bu olacağını düşündüklerinden dolayı, “Kısa zamanda herşeye sahip olduysam, ömrümde kısa olsun uzunu olsun farketmez, yaşadığım kadar yaşadım.” diye düşünür. ama bunu söylerken ölümden korkmuyorum artık diyemez, çünkü o hayat çoğu insan için tatlıdır. Gelelim diğer seçime uzun yoldan yavaş yavaş, ilk önce  işini bulur. Aşını bulur. Eşini bulur. zaman ilerler. işinde yükselir. Aşını paylaşır. Eşiyle çocukları olur. Hayat devam eder. zorluklar sıkıntılar atlatılır. Emekli olunur. Torun torbaya karışılır. Ve ölünür. Bu da bir seçenektir. Seçimler insanı ileriye taşır. bu seçimleri düşünenler için ilerisinin nasıl olacadı düşüncesi de bu insanlarla birlikte ilerler.

Gelelim üçüncü içeriğe,bu içerikte olan insanlar için başına gelecek,gelmekte olan,gelen herşey tam bir bilinmeyendir. bu tip insanlar anı yaşarlar. ileriyi düşünmezler. yarını düşünmezler. geçmişe takılmazlar. Bu insanlar için o an nerde olduğu, ne yaptığı, ne yapacağı, ne yapmayacağı anlık verdiği kararlarla ilerleyen ve geleceği bir bilinmeyen sadece o an ne düşünüyorsa o bilinmeyenin o olacağı şeklinde bir düşünce tarzı taşımaktadırlar. Bu tarz insanlarda bilinebilen en iyi özellik, kararlarının sonuçlarının bilinmeyişindendir. siz bilebilirsiniz, başkası bilebilir. Ama bu düşüncey esahip insanlar bilemez. Çünkü bu konuda düşünmezler. Belki ölümüne giden yol, belki yaşamına giden yol, bu tarz insanlar bilinmeyenden korkmayan anı yaşayan ve sonunu düşünmeyenlerdir. Bu kişiler genelde anlık kararlar alan işlerde çalışsanların düşünce yapısıyla fazlasıyla uyuşmaktadır. Fazla bir düşünceye yada strese gerek duymazlar.Sakin bir yapıyla bilinmeyene ilerlerler.

Bunları anlattıktan, sonra kendimce düşünceme gelecek olursak;

Ben inanclı bir kişi olarak kadere inanıyorum tabiki, lakin biraz düşüncemi açacak olursam, yaratanın bizim için oluşturduğu yaşamsal döngüde, nasıl bir işleyiş yaptığını düşünce tarzımla söyle açıklamak istiyorum. doğguğumuz andan itibaren, tüm hayatımız yazılıdır. lakin bu hayatı yaşarken yaptığımız her seçim bize bırakılmıştır. Nasıl diyecek olursanız, ilk başta bir yol var diye düşünelim, bu yol ilerde birkaç yola ayrılıyor. Örnek; liseye gideceğimiz zaman, anadolu lisesi mi, çok programlı lise mi, düz lise mi, sağlık lisesi mi? Şimdi önümüzde böyle seçeneklerimiz var. bu secenekler daha bi secmeden önüzümdedir. yani yazılmıştır. siz hangi yolu seçerseniz, o yolun üzerinden yeni seçenekler gelecektir. Yani bütün hayatımız bütün seçimlerimiz yazılıdır. sadece hangisini seçip hangisinden ilerlemek isteyişimiz bize yaratıcı tarafından bırakılmıştır. yaratıcı bütün olasılıkların olduğu bir ağaç bırakmıştır bizlere, bizlerde bu ağaç hangi dalından ilerlersek seçimlerimiz doğrultusunda ilerlemiş oluruz. Bir ufak örnek daha verecek olursak, diyelim ki evleneceğiniz kişiyle rastlaşma durumunda, yürüyerek eve gidiyorsunuz, önünüzde 3 yol var, biri kestirme diye parktan geçmek, biri normal yoldan gitmek diğeri ise önce biraz kahveye gidip takılmak ve sonra eve gitmek. ve belki ilerde evleneceğiniz kişi şuan o parkta oturmakta ve yeğeniyle ilgilenmekdir. eğer normal yoldan giderseniz. onunla tanışamayacaksınız. kahveye giderseniz tanışamayacaksınız, ama parktan giderseniz orda ona rastlayıp aşık olacaksınız. bu seçimler hepsi yaratıcı tarafından yazılmış, ama o anda ne yapacağımız bizim kararımıza bırakılmıştır. eğer parktan gitmez ise demek ki o kişi sizin eşiniz olmayacak kaderiniz başka bir yerde olacaktır. başka bir yolsa başka biz seçimde karşınıza çıkacaktır. Çok uzatmadan, kısaca demem şudur ki kaderimizde, seçimlerimizde, bilinmeyenimizde bizim hayatımızın tamamını oluşturmaktadır. Sadece yapacağımız seçimlerden doğan hiçbirşeye yüz çevirmeyelim. Herkes iyisini ister, ama bu dünyada sadece iyilikte olmadığını bilelim…